Dergilerde öykü ve öykü dergileri

Türkiye Yazarlar Birliği İstanbul Şubesi çatısı altında gerçekleştirilen İstanbul Öykü Festivalinin ikinci günü son oturumunda öykü dergileri ve dergilerde yer alan öyküler konusu ele alındı. Oturum konuşmacılarından Hüseyin Ahmet Çelik, dergilerde ürün yayımlamaktan öykülere yer kalmadığı eleştirisinde bulunurken Naime Erkovan öykücülerin, öyküleri yayımlanır yayımlanmaz tanınacakları yönünde yanlış bir beklentiye düştüklerine bunun da gelişimlerini olumsuz etkilediğine dikkat çekti.

Öykülerin dergilerde çok yer almasını isterdim.

Konuşmasına “Her tespit, bağrında bir miktar tenkid de barındırabilir. Bu sebeple tespitte bulunmak biraz tehlikeli olabiliyor.” sözleriyle başlayan Hüseyin Ahmet Çelik, dergi mutfağında yer alan biri olarak dergiler ve dergilere gönderilen öykülerle ilgili deneyimlerini paylaştı:

Edebiyat dergileri, daha çok ürünlerle dolu. Öykülere kısıtlı yer veriliyor. Dergilerde öykülerin uzun uzadıya yer almasını, irdelenmesini isterdim.

Dergilerde yayımlanan kadar yayımlanmayan öykülerin de bir karakteri var. Dergilerin içinde yer alanla dışarıda kalan öyküler arasında bir rabıta kurmak gerekir.

Edebiyat dergileri ve öykü dergileri bize bir vasat sunar. Öyküye yeni başlayanların, dergilerdeki metinleri örnek kabul etmesi bu bakımdan risk taşır ve vasatın devam etmesine yol açar. Öykü şöyle olursa dergilerde yayımlanır, şu olmazsa yayımlanmaz demek tuzağa düşmektir.

Gençler, edebiyata şiirle başlıyor. Ömer Seyfettin’in de yola şiirle çıktığını görüyoruz. Öykü, artık büyük ustalar yetiştirmiş bir tür.

Dergilerin posta kutusuna en çok öykü geliyor. Genç öykücülerden dergilere gelen bu öykülerin büyük çoğunda kırsalın anlatılması, öykülerin köylerde geçmesi şaşırtıcı.

Derginin ve editörünün sosyal medya hesabının takip ediliyor olması o derginin içine girildiği anlamına gelmez ama öyle zannediliyor. O derginin muradının ne olduğunun, ne tür yazılar yayımlandığının bilinmesi ve dergilere ona göre yazı gönderilmesi gerekir. Oysa bir dönem çalıştığım ve sadece kitap tahlillerine yer verilen dergiye sadece şiir veya öykü gönderildiğine şahit oldum.

Hepimiz dünyanın en iyi, en sarsıcı konusunu yazdığımızı sanıyoruz. Oysa edebiyat olanı, olduğu gibi değil bambaşka kurguyla anlatma sanatıdır. Sarsıcı konuyu ellinci sayfada anlatıyorsan ellinci sayfaya kadar beni nasıl oyalayabileceğini bilmeli, ilgimi canlı tutabilmelisin.

Naime Erkovan

Her şey öykünün malzemesi değildir

Öykücünün iki çeşit yolu olduğuna, ilkinin kimsenin bilmediği ikincisinin ve en risklisinin insanların öykücüden haberdar olduğu yol olduğunu belirten Naime Erkovan, kişinin yazma yolculuğunun henüz başındayken denemeci mi romancı mı yoksa öykücü mü olduğuna karar vermesi gerektiğinin altını çizdi.

En önemli engel, kendi ürettiklerimiz.

Bir öykü yazınca herkes bizi tanıyacak, takdir edileceğiz zannediyoruz. Öyle bir şey yok. Bu beklenti ya da hayal kırıklıklarına aldırmadan yola devam etmeli, üretmeliyiz.

Herkesin yürüdüğü yoldan gitmek bir öykücü için akıllıca bir karar değildir. Öykücü, yolcu olduğunu kabul etmeli.

Öykücü, yolda gördüğü her şeyi öyküye dönüştürebileceğini düşünmemeli, her şey öykü malzemesi değildir. Öykü yolculuğunda hayati olan malzemeyi yanımıza almalı, öykümüzü bunlarla kurmalıyız.

Öykücünün yolu aynı zamanda insan olmanın yoludur. Bu yolda da elbette yorulacağız.

“Dergilerde öykü ve öykü dergileri” için bir yanıt

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.